Mandalina Ağacıyım
Haziran 1 | Yazarı MinikHediye | Kadınca
Mandalina Ağacıyım
Bu yazının ilk kelimeleri cümle oluşturduğu zaman, en sevdiğim insanlar dua ediyordu benim için. Odanın tüm ışıklarını söndürmüş, karşı pencereden tüm şiddetiyle yanan ve sokağı aydınlatan sokak lambalarını izliyordum itinayla ve en suskun tavrımla.
Yazdıklarım, kağıda dökülenler ömrünüm en önemli harflerini taşıyacak oradan sineme vuracak, kalbimi parçalayacak ve ellerimde son bulacaktı. İşte bu yüzden hiç olmadığı kadar gerçek olmalıydı. Kahramanlarını tanımalı, tanımasam da bu yazıyı okuyanın yani senin beni tanıdığın kadar aynı hissiyatı paylaştığını sana ispat etmeliydim. Çünkü ”AŞK”her mevsim de bahardı ve bahar her mevsim sana da bana da çok yakışmalıydı. Yakışmalıydı çünkü ”Masallar”a ”AŞK”karışmalıydı. Hayatlarımızı masallar tamamlıyordu ve yaşanası hale getiriyordu ve masallar hepimizin en değerli anlarıydı.
Ama şimdi yazdıklarım masal değildi, gerçeğin ta kendisi. Bire bir en yalın haliydi. Ve tüm ağaçlar çiçeğe koşarken, begonvillerimin yerini artık yeni yeni meyveler alıyordu çünkü hissettiklerim artık meyve veriyordu. Ve bu meyve ağacı bir gece ansızın bir adamın ellerinde ellerime sunuluyordu. Artık benimle yanı başımda, canlı canlı benimle büyümekte ve her gün yeni den beni sevmeye ikna etmekte.
Azılı bir kıştan çıkmış baharı yepyeni umutla karşılayan bir kadının satırları bunlar. Yazarken yanı başında umutlarıyla çepeçevre korunaklı bir fanus içine yatırılmış duyguların verdiği hissiyatlar bunlar. Korkmanın ”AŞK”a çare olmadığını kanıtlayan ve bunu özgürce bağıra bağıra hisseden bir kadının satırları bunlar.
Mayıs ayının güneşli bir sabahında İstanbul’un en ucuna doğru yol almışken hayatının tam içine oturacak olan hissiyatı yaşayacağını bilmeden yol arşınlayan bir kadının satırları bunlar. Gördüğünde beyazlar içinde, yemyeşil çimenleri kıskandıran kısık bakışlarıyla tüm dikkatini üstüne toplayan bir adamı anlatan satırlar bunlar. Fark etmenin verdiği dayanılmaz hazzı bir kere daha yaşayan bir kadının satırları bunlar. Gitmelerin, gelmelerin herkese benzemediğini ve en önemlisi kalmanın verdiği asil kararı size bir gece de ispatlayan bir adama inanan kadının satırları bunlar. İhanetin, yenilginin herkese meydan okuduğunu ama sonunda hep hüsranla sonlandığına inanırken ve her gün iç kanamasıyla sustuğuna inanırken ”Buradayım”diye gelen bir adama, gözlerinden akan yaşa çare olan bir adamın varlığına şükreden bir kadının satırları bunlar.
Gecenin günle tozu dumana kattığı, yalnızlığa inat ederken iklimlerin değiştiğine ve seni de her mevsim sonunda bahara ikna eder. Ellerinden güneş kokunu alıp gitmeyeceğine inandırmak için, bütün çocukluk hatalarını sana en temiz, saf ve yalın haliyle anlatan bir adamın kadını olarak yazıyorum bu satırları.
Sinsi hayat ihtirası tarafından örselenmemiş, bunu kendine huy edinmemiş bir adamı yazıyorum. Yıkılan saltanatını elleriyle tekrardan taçlandıran ve değdiği her yeri bahara çeviren bir adamı yazıyorum. Mazisini dünle karıştırmadan uykuya dalan ve her şafak vaktinde rüyalarıma huzurla dolan bir adamı anlamanın verdiği aşkla barışmayı yazıyorum.
Güllerle, fallarla barışmak ve her sabah güneşin doğuşunu kimseyi beklemeden içinde karşılamanın verdiği sabırla çözülmek. Yalnızlık olgusunun asla tek başına başa çıkılamayacağının sizi ikna ettiği zamanlarınızda, kimsenin daha fazla canınızı yakamayacağını düşündüğünüz zamanlarda yaratıcının size bir lütuf gibi sunduğu en değerli anları hissedebilmeniz için anlatıyorum tüm bu hissiyatlarımı. Yalandan, abartıdan, özentiden uzak, sade ve yalın bir duyguyu anlamını yürekten diliyorum. Fark etmeden tüm kalbinizi ve aklınızı saran en rahmani olguyu ”AŞK”ı sizinle bir kere daha tanıştırmak istiyorum.
Parmaklarımdan dökülen tüm bu harfler, cümlelerimi oluşturduğun da sizin de aynı umutla uyanmanızı diliyorum. Çünkü biliyorum, hissettikleriniz bir gün gerçek adamla ya da kadınla çarpışınca kıyamet yerini bahara çeviriyor. Aklınız ve kalbiniz aynı hızla ve aynı güçlükle çalışıyor. Dünyanın engel olamaz dediği ve tek parça halinde sizi bıraktığı tek olgu ”Gerçek”lik olgusudur. Bu gerçeklik olgu damarlarınıza işlemeye başladığında işte karşınızda ki insan isminizi anlamlandırıp, isminizi çağırıyor. İnsan en bildiği, en özlediği bir şeyin eksikliğini özler, insan en duru haliyle ”AŞK”ı özler. Yeniden başlamaları, yitirmekten daha çok sancılı süreçle, korkuyla hisseder ve bir gün gelir anılarınızdan çıkanlar, ömrünüze veda eder. Her bitiş, her son her ayrılık öncesinde parçalanıyoruz ya pare pare aslında, sonra bir daha bir daha ve hatta bir daha o parelerden o parçalanmışlıktan bir kere daha tamamlanıyoruz. İşte şimdi o tamamlanmaya bizzat şahidim ve yaşıyorum.
Körüme dönmüş kalbinizi tekrardan atmaya sebep olan çıkıp gelene kadar…
Gözleriniz yanar, yalnızlığın size kattığı en büyük anlam o çok becerikli haliniz artık sizi terk etmeye hazırdır. Kalbinizde çıkan yangına, ayak izini sürüyerek gelen insan artık sizi doğa ananın ayaklarınızın altına sunduğu o hissiyatla tekrardan barıştırmak için can atar.
İşte o an insana en yakışan; ”CESARETTİR”…
Aklınızın kolu, kanadı kırılır ve teslim olmak için kömüre döndüğü bildiğiniz kalbiniz tam o sırada tekrardan atmaya başlar.
İçinizdeki çiçekleri teker teker titreten ve durduramayacağınız bir lodosla nefes alırsınız. Karşınızda ki adam, kollarını açmış düşmenizi bekliyordur çünkü itinayla arkanızda duracaktır ve ömrünüzün geri kalanını sizinle yol arkadaşı olarak tamamlayacaktır.
Her iki alemde de adıyla anılsın isteyeceksin adın, seni onu ansınlar isteyeceksin. Kendine ”Vatan”eyleyeceksin onu. Gururlanacak, gururlandıracaksın şahit edeceksin gök kubbeyi tüm insanoğluna peşi sıra da armağan edeceksin.
Günahlarını sileceksin koynunda, duyulacak ki ibret olacak aşkınız. Yeri dolmayacak, her bastığı yeri kader ilan edeceksiniz. Kimsenin gurbeti, yalanı, dolanı ikna edemeyecek aksi için seni.
Zaman bir kez daha öpmüş olacak seni ve her defasında gözlerinin önünde ki ağaç meyve vermeye devam edecek. O meyvelenirken sen de çoğalacaksın. .
Vatanım,
Bana güzel bir bahar günü gelmenin, bahar çocuğu olduğuma veriyorum. İlk andan şu yana beş mevsimi yaşatmana ve yaşatacak kudretinin olmasına veriyorum. Bu beş mevsim içimdeki tüm nehirleri denizlere çevirdi. Ben artık seninle, vatan toprağında büyüyen bir mandalina ağacıyım.
Tüm Yazılarımı Okumak için Buraya Tıklayın!
Burcu AltınYüksek Topuklar – Köşe Yazarı
